Çocuk HaklarıPsikolojide Lisansüstü Eğitim KılavuzuSesimi DuyunBasında
   Buradasınız: >

PSİKOLOJİDE LİSANSÜSTÜ EĞİTİM KILAVUZU

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Giriş
Lisansüstü Eğitim Nedir?
Başvurulacak Programı Nasıl Seçmeli?
Yurt Dışı Başvurularda Dikkat Edilecek Önemli Noktalar
Türkiye'de Lisansüstü Eğitime Başvuru
Türkiye'de Psikoloji ve Yakın Alanlardaki Lisansüstü Eğitim Programları
Ders Notu Ortalaması Nasıl Değerlendirilir?
Mülakat nedir, ne değildir?
İleriyi düşünen lisans öğrencilerine tavsiyeler
Lisansüstü Eğitim Başvuru Takvimi
Kaynaklar
Kılavuzu Yayına Hazırlayanlar
EK 1: Doktora Başvuru Süreci
EK 2: Kanada'da Danışmanlık Yüksek Lisansı
 
Ana Sayfa

LİSANSÜSTÜ EĞİTİM NEDİR ?

 

Bu bölümde lisansüstü eğitim açısından çok temel olan dört soruya kısa yanıtlar vermeye çalıştık. Sorular psikolog ünvanının ve lisansüstü eğitimin bu ünvanı taşıyan kişiye ne getireceğinden başlıyor. Daha sonra ise lisansüstü başvuruların kısa bir sürede doldurulan bir form olmadığını (ola ki, bilmeyen varsa) başvurunun uzun bir süreç olduğunu ele alacağız.

Psikolog kimdir?

Psikolog ünvanı Türkiye’de ve birçok ülkede bir üniversitenin psikoloji bölümünde en az dört yıllık bir lisans programından mezun olunarak elde edilir. Lisansı başka bir bölümden olan ancak psikolojide yüksek lisans veya doktora yapan kişiler de psikolog ünvanını edinebilir. Psikolog ünvanı ile bir alanda uzmanlaşmış ve yetkilendirilmiş olmak arasında önemli bir fark vardır. Örneğin İspanya’da bir psikolog olarak çalışabilmek için asgari koşul, lisanslı psikolog ünvanına sahip olmaktır ve bu ünvan yasa ile koruma altına alınmıştır. Sağlık alanında çalışabilmek için ise Sağlık Bakanlığı tarafından verilen lisanslı klinik psikolog ünvanına sahip olmak gereklidir ve bu ünvan üç yıllık süpervizyonlu uygulama gerektirir (Türk Psikologlar Derneği Yasa Çalışma Grubu, 2001).

Neden lisansüstü eğitim?

Bir psikoloji bölümünden en az dört yıllık bir lisans programını bitirerek mezun olan kişi önemli bir bilimsel ve mesleki yetkinlik kazansa ve bu nedenle psikolog ünvanını alsa da daha fazla eğitime gereksinim duyar. Çünkü lisans eğitimi gerek araştırma gerekse uygulama açısından gerekli yeterliği kazandıran deneyimi ve derinlemesine bilgiyi kazandırmaz.

Yetkinleşme ve uzmanlaşma açısından lisansüstü eğitim bütün dünyada artık bir zorunluluk haline gelmiş bulunmaktadır.

Lisansüstü dereceler nelerdir?

Lisansüstü dereceler yüksek lisans veya doktora diploması ile elde edilir. Bir yüksek lisans programından mezun olan kişiler İngilizcede “master” Türkçede ise “uzman” sıfatlarını elde ederler. Bu sıfatların iletmek istediği özetle kişinin bir alanda uzmanlaştığını ve o alana “hakim” bir profesyonel konumuna geldiğidir. Tipik bir yüksek lisans programına bakıldığında, bu programdan mezun olan kişinin kapsamlı temel yöntem dersleri aldığı ve seçtiği özel bir alanda kapsamlı dersleri başarı ile tamamladığı görülebilir. Seçtiği alana bağlı olarak (örn., klinik psikolojide) temel uygulamalar yapmış ve bu uygulamaları başarılı bulunmuş olmalıdır. Tipik bir yüksek lisans programından mezun olan bir kişi son olarak kapsamlı bir araştırmayı kendi başına başlatmış, tamamlamış ve bir kurul değerlendirmesinden geçirmiş olmalıdır. Özetlemek gerekirse, yüksek lisans öğrencileri lisans eğitimlerinde edinmedikleri özel becerileri ve bilgileri yüksek lisans programlarında edinmek üzere eğitim görürler.

Yüksek lisans derecesine sahip kişiler ilgilendikleri bir alanda (bu alan yüksek lisans aldıkları alan dışında bir alan da olabilir) tam anlamıyla yetkin olmak isterlerse doktora derecesi elde etmek üzere bu dereceleri veren kurumlarda eğitimlerine devam edebilirler. Uzmanlığın giderek daha ayrıntılı bilgi, daha kapsamlı bir birikim ve sonuçta daha uzun bir eğitim süreci gerektirdiği günümüzde, doktora derecesi herhangi bir alanda bilimsel yetkinlik ile eşanlamlı bir duruma gelmiştir. Doktora programları hemen her zaman iki bölümden oluşur: Yeterlik Sınavı öncesi ve doktora tezi aşaması.

Tipik bir doktora programına bakıldığında, Yeterlik Sınavı öncesinde öğrencilerin temel ve özel yöntemler hakkında kapsamlı dersler aldığı görülebilir. Doktora programlarında bilimsel yöntemler açısından yetkinlik bir zorunluluktur. Doktora programlarında kişinin seçtiği özel alanda yetkinliği de esastır: doktora öğrencisinin alanının iç yelpazesini iyi tanıması beklenilir. Örneğin gelişim psikolojisinde doktora yapan bir öğrenci gelişim dönemlerini (çocukluk, gençlik ve yetişkinlik) ve araştırma çizgilerini (bilişsel gelişim, sosyal gelişim, yaşlanma gibi) kapsamlı olarak ele alan dersleri başarı ile tamamlamak zorundadır. Ayrıca seçtiği alana bağlı olarak (örn., klinik psikolojide) temel ve özel uygulamalar yapmış ve bu uygulamaları başarılı bulunmuş olmalıdır.

Tipik bir doktora programında öğrenciden bir yandal belirlemesi, bu dalda en azından belirlenmiş sayıda ders alması ve gerekirse uygulamalara katılması beklenilir. Anadal ve yandalda yeterli sayıda ders alan doktora öğrencileri her iki alanda Yeterlik Sınavına girerler. Yeterlik Sınavları doktora programlarında en çok farklılık gösteren uygulamalardan biridir. Ancak bu farklılıkların ötesinde temelde hedef aynıdır: öğrencinin bilgi ve beceri açısından yeterli olduğunu göstermesi gerekmektedir. Yeterli olduğunu gösteren öğrenci, doktora tezi aşamasına geçer. Yeterlik sınavı iki kez üstüste geçemeyen öğrenciler özel durumlar dışında doktora programını bırakmak zorundadır.

Doktora tezi aşamasında öğrenci kapsamlı bir araştırmayı kendi başına başlatmış, tamamlamış ve bu araştırmayı bütünlük içeren bir rapor olan doktora tezi olarak bir kurulun değerlendirmesine sunarak geçirmiş olmalıdır. Özetlemek gerekirse, doktora öğrencileri yüksek lisans eğitimlerinde edinmedikleri bilimsel yetkinliği doktora programlarında edinmek üzere eğitim görürler.

Günümüz akademik ortamında, akademik ünvana sahip bir pozisyonda çalışabilmek, öğretim verebilmek ve araştırma yapabilmek için doktora derecesi önkoşul durumuna gelmiştir. Yüksek lisans derecesi ise giderek uygulamaya yönelmek isteyen öğrencilere has bir seçenek haline gelmektedir. Asıl olarak doktora eğitimi alabilmenin şartı yüksek lisans derecesine sahip olmaktır. Ancak, kılavuzun ileriki bölümlerinde de göreceğiniz gibi, özellikle belirli ülkelerde, nihai amacı doktora programı bitirmek olan öğrenciler için yüksek lisans giderek daha sembolik bir anlam kazanmaktadır.

Başvuru süreci nasıl işler?

Başvuru süreci yavaş işleyen ve uzun süren bir süreçtir. Temelde bunun iki nedeni vardır. Öncelikle başvurulan program ister Türkiye’de, isterse yurt dışında olsun, başvuru için bir ön hazırlık gereklidir. Lisansüstü eğitim için başvuru yapacak kişilerin başvurdukları programın başlayacağı dönemden en azından tam bir yıl önce başvurularını hazırlamalarında yarar vardır. Diğer nedense, başvuru sürecinde başvuruları değerlendiren kişilerin öğrenci hakkında hem daha iyi hem de daha adil kararlar verilebilmek için kapsamlı bilgi edinmek istemeleridir. Öğrenciden en azından dört ya da beş farklı kaynaktan kendisi hakkında bilgi edinmesi ve iletmesi istenir.

Yurt içindeki lisansüstü program başvuruları en erken bahar aylarında en geç de yaz sonunda gerçekleşir. Sonuçları ise genellikle bir hafta içerisinde açıklanır. Yurt dışındaki programların başvuruları ise genelde çok daha erkendir: özellikle doktora programı başvuruları için son gün Aralık ayı ile Ocak ayı içindedir. Sonuçlar adaylara mektupla Mart veya Nisan aylarında bildirilir ve adaylardan gecikmeden yanıt vermeleri istenilir.

 

[Önceki Sayfa]                [Sonraki Sayfa]

 

 
 

Copyright © 2004  Serdar M. Değirmencioğlu