Çocuk HaklarıPsikolojide Lisansüstü Eğitim KılavuzuSesimi DuyunBasında
   Buradasınız: >

PSİKOLOJİDE LİSANSÜSTÜ EĞİTİM KILAVUZU

İÇİNDEKİLER
Önsöz
Giriş
Lisansüstü Eğitim Nedir?
Başvurulacak Programı Nasıl Seçmeli?
Yurt Dışı Başvurularda Dikkat Edilecek Önemli Noktalar
Türkiye'de Lisansüstü Eğitime Başvuru
Türkiye'de Psikoloji ve Yakın Alanlardaki Lisansüstü Eğitim Programları
Ders Notu Ortalaması Nasıl Değerlendirilir?
Mülakat nedir, ne değildir?
İleriyi düşünen lisans öğrencilerine tavsiyeler
Lisansüstü Eğitim Başvuru Takvimi
Kaynaklar
Kılavuzu Yayına Hazırlayanlar
EK 1: Doktora Başvuru Süreci
EK 2: Kanada'da Danışmanlık Yüksek Lisansı
 
Ana Sayfa

DERS NOTU ORTALAMASI NASIL DEĞERLENDİRİLİR?[1]

 

Bu bölümde lisansüstü programlara başvurmayı düşünen öğrencilerin çok sık sorduğu bir soruya yanıt vermeye çalışacağız. Bu genel soruya yanıt verirken soru-yanıt formatıyla tek tek önemli noktalara çalışacağız.

Notlarınız Pek de Parlak Değilse Ne Yapmalısınız?

Siz de tersine çevirmenin çok geç olacağı bir noktaya dek notlarını pek ciddiye almamış olan pek çok öğrenciden biri olabilirsiniz. Ama hemen ümitsizliğe kapılmayın! Eğer şu ana kadar almış olduğunuz notlar gerçek düzeyinizi göstermiyorsa ve lisansüstü eğitim sizin için çok önemliyse, hala şansınız var.

  • Arkadaşım 3. Sınıfın ilk döneminde ve gerçekten psikolog olmak istiyor. Ama notları tam anlamıyla bir felaket. Ayvayı yemiş durumda, değil mi?

Aslında pek de öyle sayılmaz. Hiç de azımsanamayacak sayıda kişiden şöyle anekdotlar duyabilirsiniz: “Bir öğrencim psikolojiye giriş dersinden C almasına ve sonra matematikten iki kere çakmasına rağmen şu anda en iyi üniversitelerden birinde doktora yapıyor.”

İşleri yoluna koymak bu örnekteki öğrenci için hiç de kolay olmamış olabilir. Yukarıdaki öykü belki de şöyle sürüyordu: “Bu öğrencim başvurduğu yerdeki seçici kurula ne kadar hevesli ve zeki olduğunu gösterebildi. Gerçek yeteneklerini ortaya çıkarmasına yardım edecek öğretim üyeleri ile görüştü, araştırmalarında onlara yardım etmek için gönüllü oldu ve birçok hafta sonunu okulda deneyler yaparak ya da veri girerek geçirdi. Ortalaması son 4 dönemde hep 4.00’e yakındı. Bu öğrencim son dönemlerdeki çabası ile 3.2 ortalama ile mezun oldu.”

Lisans eğitimlerinin son döneminde durumlarını daha da iyileştirmek aslında tüm lisansüstü eğitim adaylarının işidir; baştan beri notlarına dikkat eden öğrencilerin de son dönemlerde notlarına dikkat etmeleri gerekir. Birçok programda başvuranın genel ortalamasını değerlendirilirken son dört dönemde aldığı notlara çok daha fazla ağırlık verilir.

  • Önümüzeki 1-2 dönemde mezun olacak ve dolayısıyla notlarını yükseltmekte zorlanacak öğrenciler ne yapacak?

ABD’de yapılan bir çalışmaya göre öğrencilerin büyük kısmı lisansüstü programlara girmek istiyor. Bunlara genel ortalaması 2.2 ile 2.9 arasında olan öğrencilerin %81'i ve ortalaması 1.9 - 2.1 olanların %71'i dahil. Bu sonuçlara dayanarak şunu söyleyebiliriz: akademik durumu çok da iyi olmayan epey öğrenci lisansüstü programlara girmeyi deneyecek ve tabii bazıları bunu becerebilecek.

  • Rakamlarla ifade edilecek olursa “vasat akademik durum” ne demek oluyor?

Kesin bir sayı vermek zor çünkü araya birçok başka etkiler de giriyor – örneğin Türkiye’de kimi bölümlerde çok kıt not verildiği için 3.2 ortalama çok yüksek bir ortalama olabilir – ama genel olarak belirtmek gerekirse, ortalamaları 4 puanlı sistem üzerinden 2.7 ila 3.2 arası olanlar vasat bir ortalama sahibi.

  • Vasat bir ortalamaya sahip öğrenciler için “taktikler” verebilir misiniz?

1. Mezuniyeti erteleyin.

Okulu ve dolayısıyla mezuniyeti bir ya da iki dönem uzatarak genel ortalamınızı belirgin bir şekilde iyileştireceğinizi düşünüyorsanız bu, akıllıca bir seçim olur. Aldığınız derslerin sayısını azaltarak, çalışmalarınıza daha fazla vakit ve çaba harcayabilirsiniz. Ama sakın unutmayın ki, kesinlikle ve kesinlikle durumunuzu iyileştirebileceğinizden eminseniz ve kararlıysanız bu işe girişin. Notlarınız aynı kalır, hatta düşer ve mezuniyetiniz de uzarsa, bu taktiğin hiçbir anlamı kalmaz.

2. Daha önce aldığınız seçimli dersleri yeniden alın.

Ortalamanızı düşüren bir ya da birkaç dersi, D ya da F aldığınız dersleri, tekrar alın ama bu taktik de mezuniyetinizi erteleyebilir. Tekrar alacağınız bu dersler, lisansüstü program için önemli olan fakat sizin zamanında çok iyi bir dereceyle geçmediğiniz dersler de olabilir. Bu taktik, genel ortalamanızın birkaç ders dışında yeterli olabileceği durumlarda ve tekrar alınan bu derslerdeki notunuzun belirgin bir artış göstereceğine inandığınız durumlarda işe yarar. Çoğu zaman resmi karnenizde, yani transkriptte, yeni notlarınızın yanısıra vasat olan eski notların da yer alacağını bilin. Ama kaygılanmayın: siz bu dersleri tekrar ederken sorunları saklamaya değil, onların üzerine gidip daha iyi yapabileceğinizi göstermeye çalışıyorsunuz.

3. Bir ya da iki dönem için mezuniyet sonrası öğrenci statüsüne geçin.

Lisans eğitimini aldığınız kurumda (ya da yine lisans eğitimi veren başka bir kurumda) “mezun olmuş öğrenci” sıfatıyla ek dersler alabilirsiniz. Bu, lisans çizginizin görünümünü değiştirmek ve/veya daha iyi notlar alarak geliştirmek, hatta farklı deneyimler kazanmak için uygulanacak bir yöntemdir. Mezuniyeti ertelemekle arasındaki tek fark ise bu durumda, daha fazla ders almadan mezun olmanızdır.

Mezun öğrenci sıfatıyla aldığınız dersler lisans seviyesinde olabilir çünkü lisansüstü dersler, genelde lisansüstü programa kayıtlı öğrencilere açıktır. Sonuç olarak, lisansüstü programdaki temel derslerden birini eleyebilecek seviyede bir lisans dersi olmadığı sürece, bu derslerden lisansüstü programda kullanabileceğiniz krediler alamayacaksınız.

  • Tüm bu öneriler ileri bir dereceye doğru ilerleme katetmektense zaman alıyor. Bu yerinde saymak gibi bir şey aslında, değil mi?

Aslında değil. Siz zaten eskileri eşeleyip, su yüzüne çıkartmakla meşgulsünüz. Yukarıdaki öneriler, şu an yeterli olmadığınız programlar için ikinci bir şans elde edebilmenizi sağlamaya yarıyor. Taktikler listesi de henüz bitmedi zaten. Bundan sonrakiler, bulunduğunuz yerden hareket etmenizi sağlayacak önerilerdir.

4. Hedeflediğiniz okuldan ders alın.

İstediği programı belirlemiş ama bu programa kabul için gereken şartları karşılayamayacak kişiler, hedefledikleri okula bir şekilde girebilirler. En ünlü üniversiteler de dahil olmak üzere birçok üniversite “dereceye yönelik olmayan statü” kapsamında öğrencilerin birkaç ders almasına olanak sağlayabiliyor. Yurt dışında bu kategoriler; “özel öğrenci statüsü”, “sınıflandırılmamış lisansüstü öğrenci”, “sadece ders içi projelerle ilgilenme”, “özel durum”, “ziyaretçi öğrenci” ve “kısıtlı öğrenci statüsü” gibi adlara sahip. Bu statülerin sınırları bazen öyle kısıtlayıcı olabiliyor ki, bu taktik size çekici gözükmeyebilir. İlginizi çeken belirli bir okulu bu açıdan incelemek ve daha sonra bu okulda dışarıdan ders almanın amaçlarınıza uygunluğunu değerlendirmek yararlı olacaktır.

Bu yöntemin amacı, tabii ki, bir programı, bizzat orada yer alarak, bölüm üyeleriyle tanışarak ve onların desteğini sağlamaya çalışarak tanımaktır. Ama yine de risk var; yani programa kabul edileceğinize dair bir garanti yok. Tüm bunlara karşın, bu yolu izleyerek başarılı olan öğrenciler var.

5. Kabul ölçütleri daha düşük olan programlara başvurun.

Lisansüstü programların hepsi de yüksek başarı istemez. Birçok program çok parlak ve kendini adamış olduğunuza ve programa iyi uyduğunuza dair kanıtlar istese de vasat notlara sahip öğrencileri de almakta. Daha az rekabet ortamı gerektiren okullar, adı sanı çok duyulmamış ve sizin tercih ettiğiniz mekanlarda yer almıyor olabilirler ama yine de iyi eğitim veren programlardır. Bazı lisansüstü programlar, öğrencileri “gözlemek” üzere, yani koşullu, kabul eder ve genel ortalamalarındaki ya da derslerindeki aksaklıkları düzeltmeleri için zaman verir.

6. Doktora yerine öncelikle yüksek lisans derecesi alın.

Notlarınız fazlası ile mütevazi ise bir doktora programı için yeterli olmayabilir. Ama yine de lisansüstü programlarından bazıları, gerçekleştirilebileceğinizi düşündüğünüz türde çalışmaları yapma konusunda sizi hazırlayabilir. Mesela çok zor girilebilen klinik psikoloji programlarına girme umudunuzu bir kenara bırakmak zorundaysanız, yüksek lisans seviyesindeki danışmanlık programları size uygun olabilir. Psikolojinin daha araştırmaya yönelik da teorik yanlarını tercih eden öğrenciler; deneysel psikoloji, uygulamalı sosyal veya gelişim psikolojisi, insan etkenleri ve endüstriyel/ örgütsel psikoloji gibi alanlardan yüksek lisans derecesi elde edebilirler, kamu sektörü ya da özel sektörde çeşitli işler bulabilirler.

7. Formları özenle ve dikkatle doldurun.

Başvuruda bulunan birçok öğrenci sizden çok daha iyi notlarlara sahip olabilir ama hiçbir şey çok dikkatli ve işini ciddiye alan bir öğrencininmiş gibi görünen, düzenli ve etkileyici bir başvuru formu yollamanızı engelleyemez. Bu, sizi en baş sıralara yerleştirmeyebilir ama en azından samimi, hevesli ve becerikli olduğunuzu gösterir. Çalakalem doldurulan formların olumlu izlenim yarattığı henüz görülmemiştir!

8. Bir yol gösterici ya da bir kariyer danışmanı arayın.

Düşük akademik notları yüzünden hedeflerini değiştirmek zorunda kalan öğrencilerin, derinlemesine bir danışmanlık almaları akıllıca olur. Hala lisans öğrencisiyseniz, öğretim üyeleriniz size bu konuda yardımcı olabilir. Kimi üniversitelerde bu olanaklar kariyer planlama merkezlerinde asgari fiyata hatta parasız sunulmaktadır.

İşe Yaramayacak Taktikler

1. Eğer sıkıcı ve pek de adil olmayan hocalardan ders almış olma talihsizliğimi anlatsam bu, seçim komitesinin düşük notlarımı anlamasına yardımcı olur mu?

Akademik durumunuza sebep olarak lisans eğitimini aldığınız kurumu veya onun öğretim üyelerini gösterirseniz, bunun size hiç yardımı olmaz. Değerlendirmeyi yapanlar, sizin fazlasıyla “rasyonalizasyon” kullandığınıza ve kendi davranışlarınızın sorumluluğunu alamadığınıza hükmedeceklerdir.

İşe yaramayacak diğer taktikler de şunlardır:

2. Lisans kariyerinizin ilk bölümünü kolay derslerle doldurmak.

3. Hakkınızda referans mektubu yazacak bir öğretim üyesine akademik potansiyelinizi anlatma aşamasında işi yalvarmaya dökmek.

4. Öğretim üyelerine veya okula başvurma nedeninizi açıklayan yazıda genel ortalamanızdan hiç bahsetmemek ve bunun farkına varılmamasını ummak.

5. Şansınızın yaver gideceğini umarak akademik beklentilerini karşılayamadığınız programlara başvurmak.

Vasat Akademik Duruma Sahip Öğrenciler için Diğer İpuçları

İş, tavsiye mektubu istemeye gelince her zaman derslerinden yüksek notlar aldığınız öğretim üyelerini seçemeyebilirsiniz. Öncelikle en yüksek başarıyı kimin dersinde gösterdiniz, onu düşünün. Kişisel olarak bu öğretim üyeleri ile görüşmek ve akademik durumunuzu açıkça konuşmak için vakit bulun. Özür dilemenize ya da kendinizi yerin dibine batırmanıza gerek yok, ama amaçlarınız ve gelecekte daha iyi işler yapmak için neler planladığınıza dair bir değerlendirmeye girin. Buradaki amaç, motivasyonunuzu ve kendinizi adamışlığınızı göstermektir. Hocanız ikna olurlarsa bu özellikleriniz, doldurulacak formlardaki yorumlara taşınabilir.

  • Bana düşük not veren öğretim üyelerine de sorsam mı acaba? Benden hoşlandığını düşündüğüm bir hoca var.

Bazen dersinden ortalama not aldığınız bir öğretim üyesinin yazdığı mektup da etkili olur. Hocanın sizi tanıdığından ve sizden hoşlandığından eminseniz, kendinize şunu sorun: “Hakkımda işime yarayabilecek başka ne söyleyebilir?”

Örneğin, “Dersimden zorlamayla C almış bu öğrenci daha sonra harika bir proje yaptı. Okulu bırakma noktasına gelmiş lise öğrencileriyle çalışmak için gönüllü oldu. Bu çocuklarla etkili bir iletişim kurmasında onlarınki gibi kendinde de olan keskin ve pratik zeka kilit nokta oldu. Bu çalışmayı kağıda geçirmesini söyledim. Lisedeki personel bu öğrencinin harika olduğunu düşünüyordu. Bu öğrencinin uzun vadedeki kariyer amacı sorunlu gençlerle çalışmaktır. Her ne kadar dersimde çok iyi bir öğrenci olmadıysa da bu program için başvurusunu desteklemekten memnuniyet duyuyorum.”

Muhtemelen iyi yaptığınız bir şey veya hocayı hayran bırakacak bir özelliğiniz vardı ki bunlar, hocanın yazacağı tavsiye mektubunun olumlu taraflarını oluşturabilir.

Öğretim üyelerinden bu gibi iyi referanslar alamayacaksanız, diğer olasılıkları düşünün.

  • Başvuruda notlarım hakkında ne söylemeliyim?

Başvuru nedeninizi açıkladığınız metinde, yani niyet mektubunda, ortalama bir dereceye sahip olan akademik durumunuza doğrudan değinin. Adayların genelde yaptığı bir hata, notlarındaki aksaklık ya da zayıflıklardan bahsetmemektir. Düşük notlarınızdan bahsetmez, eksikliklerinizi belirtmez ve daha iyisini yapabileceğinize dair başvurunuzu değerlendirecekleri ikna etmeye çalışmazsanız, kusurlarınızı farketmediğinizi veya örtmeye çalıştığınızı zannedeceklerdir.

Notlarınız zaman içerisinde belirgin bir şekilde iyileşmişse, değiştiğiniz çok açık ve net olacağı için durumu derinlemesine irdelemenize gerek yoktur. Kısaca, hedeflerinize karar verdiğiniz andan itibaren notlarınızın yükselişe geçtiğini belirtebilir veya değişim noktasını açıklayan olay ya da durumdan bahsedebilirsiniz. Özellikle istenilmese bile, somut bir biçimde şu anki başarı seviyenizi ortaya koymak için son iki seneninizin ortalamasını hesaplayabilirsiniz. Bir ya da iki dönemin başarısızlığına yol açan hafifletici sebepler varsa, kısa ve öz olarak onlardan da bahsedebilirsiniz. Gerektiğinden fazla ayrıntıya girmeme konusunda dikkatli olun. Durumun, o zamandan beri nasıl düzeltildiğinden bahsedin. Yine de odak noktanız güçlü yanlarınız – şimdiye kadar neleri iyi yaptınız ve sizinle ilgili ne/neler seçici kişilerin önemsedikleriyle örtüşüyor olabilir – olsun.

Notları düşük bir seviyede birkaç dönem sabit kalmış öğrenciler, özellikle de başlangıçtaki notları bitirdiklerinden daha iyi olanlar veya asıl lisans eğitimi aldığı derslerin notları düşük ya da genel not ortalamalarından daha düşük olanlar, yüksek beklentileri olan seçici kurulları kendilerini kabul etmeleri konusunda ikna etmekte çok zorluk çekecekler. Eğer siz de bu gruba giriyorsanız, daha önceden sunulan önerilerden birini seçebilir veya daha az rekabet gerektiren programlardan birine başvurmayı düşünebilirsiniz.

  • Biri bana, ‘Yüksek Lisans’ derecesini bir yıldan kısa bir sürede alabileği bir yer bildiğini ve öğrencilerin bu okulda derslere bile gitmesinin gerekmediğini söyledi.

Bu gibi masallara inanmayın. Artık Türkiye’de de ABD’de olduğu gibi etkileyici adlara sahip, ama para tuzağından başka bir şey olmayan “yüksek eğitim” kuruluşları öğrenci aramakta. Bu gibi saçmalıklardan uzak durun. Sorularınız olursa, sorularınızı YÖK veya Türk Psikologlar Derneği’ne yöneltebilirsiniz.

Sonuç?

Çok mütevazi, yani vasat bir akademik geçmişiniz varsa ama lisansüstü eğitim alma konusunda gerçekten çok istekliyseniz ve de bunu yapacak yeteneğiniz olduğuna inanıyorsanız, kalbinizin sesine kulak verin.

Unutmayın: kendinizi kanıtlamak için çok çalışmak zorunda olacaksınız. Bu yolda bazı cesaret kırıcı söz ya da durumlarla karşılaşabilirsiniz.

Şevkiniz kırılmasın. Aklınızda tutmanız gereken en önemli nokta; lisansüstü eğitim programlarının, nerede olursa olsun, sizi yetkinleştireceği, nitelikli işler yapmaya hazırlayacağı ve aynı zamanda da becerilerinizin sınırlarını öğreteceğidir.


[1] Bu bölüm İstanbul Bilgi Üniversitesi 4. Sınıf öğrencisi Reyyan Bilge ile birlikte hazırlanmıştır.

[Önceki Sayfa]                [Sonraki Sayfa]

 

 

 
 

Copyright © 2004  Serdar M. Değirmencioğlu